30.03.2006
EN SAMİMİ arkadaşlarıma bakıyorum, çok tuhaf davranışlar sergiliyorlar. Sevgim sebebiyle kızamıyorum. Kızsam da bunu devam ettiremiyorum. Onları anlamak istedim. Bu arada kendime de baktım, aynı tuhaflıkların kendimde de olduğunu hissettim.
Aklıma, Bediüzzaman’ın: “Şeytanın en büyük desisesi, insana kusurunu kabul ettirmemektir” fikri geldi. “Zaten kalbimin hatıratını bilen Biri var; tevil etmenin bir anlamı yok.” deyip, “Kusurunu kabul etmek bir tevbe başlangıcıdır.” diye düşünerek kendimle cedelleşmeye başladım. Eski kitaplarımı karıştırdım. Eğitim Psikolojisi gibi eserlerde Ergenlik Çağı davranışlarıyla, bu devrin insanlarının davranışlarında, bir benzeşme, bir örtüşmeyi görünce çok şaşırdım.
Bediüzzaman’ın, bu devirdeki ilişkilerde ölçü; “şeyh ile mürid, peder ile evlat mabeynindeki ölçü değildir” deyişi, şimdi zihnimde daha da anlam kazandı.
Artık insanların çoğunun, belki enaniyetten – tabi ki buna ben de dahilim – ergenlik çağında gençlerde görülen davranışları sergilediğini söyleyebilirim. Bu kabul edilince, iyi ilişkiler kurmak biraz daha kolaylaşıyor. Bizler de davranışlarımızı bu yeni tespite göre ayarlamalıyız. Ben gençlerin ergenlik çağıyla ilgili durumlarını, kendimize de tatbik ettim bakın neler çıktı. Siz isterseniz bunları evlatlarınıza, isterseniz arkadaşlarınıza uygulayabilirsiniz.
İnsanlar artık :
Bu dönemde herkesin yakınları ve arkadaşları için yapabilecekleri en iyi şeyin “onlara güvendiğini, saygı duyduğunu ve sevdiğini kavlen ve fiilen göstermek” olduğu unutulmamalıdır.