10.08.2008
‘DUVARI NEM insanı gam yıkar’ derler,
Bence duvarı da insanı da nem yıkıyor..
Sıcak bir ağustos günü,
Doksanlık koca çınar Soljenitsin’in [1] vefat ettiğini öğrendim.
Kendisi Sovyet Rusya’sının önde gelen muhaliflerindendi.
Başta Stalin dönemi olmak üzere,
20. yüzyılın bütün totaliter uygulamalarına karşı,
Hapis ve sürgün edilmeyi göze alarak,
Eleştirel bakabilmiş bir tarihçi – yazardı.
1970 yılında kazandığı Nobel edebiyat ödülünü,
Cezaevinde olduğu için 1974 yılında alabilmiştir.
Şu sözler ona aittir:
‘Bir milletin gücü yada güçsüzlüğü,
Sanayileşme seviyesinden çok,
Mânevî yaşamının seviyesine bağlıdır.
İnsan yaşamının nihai hedefi,
Ne serbest piyasa ekonomisi,
Ne de genel refah seviyesinin artmasıdır.
İster en mükemmel yönetim sistemi,
İster sanâyî kalkınma gerçekleştirilmiş olsun,
Bir ulusun mânevî enerjisi tükenmişse,
O ulus çökmekten kurtulamaz..’ [2]
Gönül ülkemizdeki sosyal demokrat aydınlardan da,
Aynı özeleştiriyi bekliyor. [3]
En azından dinin toplumsal gücüne muhalefet etmemelerini…
Kendisine güvenmeyen ve saygı duymayan bir toplum yücelemez.
Bir insanın kendisine saygı duyabilmesi için,
Dinin yardımına ihtiyacı vardır.
Dinsiz bir millet yaşayabilir mi?!. [4]
Toplum olarak mânevî arınmaya,
Her zamankinden daha fazla muhtaç olduğumuzu düşünüyorum.
Her neyse..Yazımızı bâki kalan bu gök kubbede,
Hoş bir seda olan Soljenitsin ile bitirelim:
‘Âdem’in ışığı bir kıvılcıma dönüşmüş olsa da insanın içinde yaşıyor.
Tekrar parlamasını sağlamak için bütün yapılması gereken,
Mânevî arınma ve tabiatın işaretlerini çözmek..’ [5]
© 2021 karakalem.net, Aykut Tanrıkulu