2 views 4 mins 0 yorumlar

Rüzgârlı hayat

İçinde Yazarlar
Mart 01, 2025

25.08.2015

KADER MEVZUSUNA ayrı bir ilgim olageldi hep. Bu konuyla ilgili düşündüklerime, okuduklarıma beklemediğim yerden beklemediğim şekilde bir pencere aralandığını hissettim. Söz konusu aralıktan büyük teoriler, kerli ferli çıkarımlar girmese de latif bir rüzgâr esti, bir ferahlık verdi. Paylaşayım istedim.

‘Dehr’e sövmeyin, zira…

Gelenekselci okuldan Gai Eaton’un İslam ve İnsanlığın Kaderi isimli kitabını okuyorum. Kelime-i tevhîd ve şehadet nedir, kâfir ve müslüman kimdir derken mevzu müslim olandan teslimiyet tavrına uzanıyor. Bu tavra örneklik olsun diye Muhammed Esed’in otobiyografisinden bir hatırasını paylaşıyor. Esed, Sina yarımadasında dolaşırken bir köye konuk olur. Köyün reisi ona şöyle diyor:

Bu sözlerin Esed’de meydana getirdiği düşünce ve duyguların kâğıda aktarılmasıysa şiirsel ve etkileyici:

Bana Yansıyan

Hayır, Sina yarımadasında harap bir köyde yaşamıyorum; hayır, bağım, bahçem, ekinim yok; hayır, bitip tükenmeyen rüzgârlar ekinlerimi, bağımı bahçemi tozu dumana katıyor da değil. Ama… İnsanım neticede. “Ve O’dur ki sizleri bir tek nefisten yaratan. Artık (sizin için) bir karar yeri (müstekarrun), bir de emanet yeri (müstevdeun) vardır” (En’am, 98) ayetindeki gibi Allah beni de emanet bir yere konumlandırmış şu yeryüzünde. Sonra konumlandırış içre konumlandırışlar… Lakin konumum neresi olursa olsun rüzgâr baki. Maddi rüzgâr olmasa bile soyut rüzgârlar baki. Zira zamanlar başka olunca hayatlarımızı etkileyen rüzgârın cinsi de değişti. Evet, soyut rüzgârlar… Bin bir zahmetle ektiğim değişik tohumların (muhabbet, ilim, kazanç vd.) ürününü henüz alamamışken şiddetlice esiyorlar, ortalık yer ile yeksan oluyor.

İnsan olmak böyle bir şey belki de. Maddi, manevi ekinleri beklenmedik bir rüzgâr alıp götürebiliyor. Fakat rüzgârın sahibini ve onu size o vakit o şiddetle gönderenin kim olduğunu en derininizden biliyorsanız ‘bismillah’ deyip viraneyi yine, yeniden toparlamaya o denli cevval, o denli ümitli buluyorsunuz kendinizi. Bir de tabi tecrübelerin etkisi var. Ne kadar çok rüzgâr, ne kadar çok yıkıntı görmüşseniz daha önce, sonraki yıkıntıları kabullenişiniz de o derece kolaylaşıyor. Bu, yabancıların deyimiyle ‘ignorance is bliss’ (göz ardı etmek bahtiyarlıktır) tarzı bir aldırış etmeme değil, bilakis hakikati hikmet, basiret kılma hali.

Şimdi birileri Batılı pragmatizmle Sina yarımadasındaki köy halkının daha az rüzgârlı bir yere taşınması gerektiğini geçirebilir içinden. Mesele köy değil, o köyde esen rüzgârlar değil. Çünkü ne dedik, Allah şu dünyada emanet olmak üzere konumlandırış içre konumlandırır da insan ‘rüzgâr’dan berî bir köy, bir kasaba, bir mahalle, bir ev hatta bir ağaç kovuğu bulamaz. O halde, mutmain köy reisi gibi şöyle bitirelim: Rüzgârlar, rüzgârlar… Hayatımızı zorlaştırıyorlar; fakat Allah’ın takdiri bu. Rüzgârlar emeğimizi harap ediyor. Onları kurtarmak için devamlı boğuşmamız gerekiyor… Fakat şikâyet etmiyoruz. Bildiğiniz gibi Peygamber aleyhissalatuvesselam bize şöyle demiştir: ‘Allah buyuruyor ki, “Kadere (dehr) sövmeyin, zira kader Ben’im.”

Yazar

  • Zeynep Hafsa kitapları, eserleri, Zeynep Hafsa kimdir, öz geçmişi, Zeynep Hafsa nereli, kitap incelemeleri ile yorumları, Zeynep Hafsa sözleri ve alıntıları...

    Diğer Yazılar
......