04.01.2009
HEPİMİZİN VAR oluşu Allah’ın varlığından kaynaklanır.
Allah’ı (c.c) bilmek,
O’nun bir yansıması olan âlemi tanımakla mümkündür.
Bütün evren,
Yaratıcı’nın isim ve sıfatlarının aşikar belirdiği,
İlâhi kudretinin meydana çıktığı,
Âdeta tenezzül edip açıldığı bir yerdir.
Her bir varlık kendine özgü bir amaca hizmet eder durur.
Evrenin hiçbir tarafında,
Abesiyet / anlamsızlık görmek mümkün değildir.
Olsa olsa insana henüz açılmamış olan sırlar bulunmaktadır..
‘Kitap eskitmeyen milletler silah eskitir’ derler.
İlk emri ‘oku!.’ olan bir dinde,
İster satırdan isterse sâdırdan olsun,
Her türlü okuma insanın baş tacı olmalıdır.
Unutmayalım ki,
Okumadan âlim olmak sadece peygamberlere mahsustur..
Kısaca bahsetmek gerekirse iki tür okuma vardır:
Allah’ın kelâm / konuşmak sıfatından gelen Kuranı Kerim’i okumak,
İrade / kudret sıfatından gelen kâinat kitabını okumak..
Biri satırdan diğeri sâdırdan okumadır.
Yaratıcı’nın,
İnsanla ilgili büyük bir hilkat projesi bulunmaktadır. [1]
Allah (c.c), kendisine bir muhatap aramaktadır,
Ve insanı yaratmıştır.
Âdemoğlundan istediği emir ve yasakları da,
Elçisi (s.a.v) vasıtasıyla Kuranı Kerim’de bildirmiştir.
İnsan bunları öğrenmekle mükelleftir.
Manidardır,
İlk gelen vahiyler ‘ikra! / oku!’ ile başlarken, [2]
Hemen sonra gelen emirler ‘Kalem’ suresinin ayetleridir. [3]
Kâinat kitabı ise,
Kuran-ı Kerim’in âdeta açılmış ve açıklanmış halidir.
Kâinat kitabını okuyabilmek için ilim sahibi olmak gerekir.
Her bir ilim kendi diliyle kâinat kitabını okur ve okutur. [4]
“Beşikten mezara kadar ilim öğreniniz”,
Anlayışının arka planında da bu gaye saklıdır..
© 2021 karakalem.net, Aykut Tanrıkulu