3 views 4 mins 0 yorumlar

Mekân ve mekîn[*]: Doğu-Batı üzerinden bir okuma denemesi

İçinde Yazarlar
Mart 01, 2025

19.02.2017

HEPİMİZİN BİLDİĞİ bir ayrım vardır: Doğu ve Batı. Bunun üzerinden nice edebi ve akademik eser kaleme alınmıştır. Zira bu ayrımın birden fazla boyutu vardır; din, gelenek, yaşam tarzı, dil, coğrafya, iklim, sanat, psikoloji, vb. Bunların arasında mekân boyutu öncelikli gelmektedir. Çünkü her şeyden önce farklı iki mekânı imler Doğu ve Batı. Ele alacağımız bir başka temel boyut, dindir. Elbette ‘din’ çok geniş bir alanı kapsamakla birlikte biz burada özellikle dine dair algılar ve bunun tezahürlerine odaklanacağız. Son olarak da psikoloji boyutundan insan hissiyatına değineceğiz. Fakat en nihayetinde bu üç boyut yani mekân-din-psikoloji bir arada ve etkileşim halinde Doğu-Batı ayrımını irdelememize yardımcı olacak.

Meseleye kişisel bir tespitle başlayayım: İsveç’te (Batı) yaşarken hissettiğim, ancak tam olarak tanımlayıp söze dökemediğim bir duyguya sahiptim. Evet, tabiat (mekân) el değmemiş güzelliklerini daha çokça ve sıkça çıkarıyordu karşıma, lakin garip bir yabancılık vardı sanki onunla aramda.

Amellerimiz tüm mahlukatla ilişkili canlı bir organizma gibi

Bu hissiyatı tanımlayabilme imkânına Melih Oktay’ın İçimizdeki Faiz Lobisi: Tekasür Krizinin Analizi başlıklı kitabını okuyunca sahip oldum. Yazar şu satırları dile getiriyordu kitabında:

Demek ki insan kâinatı/mekânı hem gönlü, hem de fiilleriyle etkiliyor. Sonucunda da ondan geri etkileniyor. Yani mekâna sunduğunu geri alıyor. Ve belki de bu yüzden kâinat ve mekân ahiret günü tüm sırlarını ortaya döküp insana hürmete ya da lanete iştirak edecektir (Bkz. Zilzal, 4).

İşte belki de bu yüzden Batı’daki hava, bana hep biraz daha ağır gelmiştir. Ve işte tam da bu yüzden, tanımlayamamış olsam bile İsveç’teki gariplik, ağırlık hissiyatım üzere hep iyice kuytu, tenha yerlere gidip edebildiğim tüm duaları, zikirleri etmeye çalışıyormuşum demek ki. Çünkü bana öyle geliyordu ki belki de o ağaçların, çiçeklerin zikirlerine daha önce hiçbir insanoğlu yoldaşlık etmemişti.

Mekânın sahibi kim?

Dinin mekâna etkisini yine Doğu-Batı ayrımında hissiyat üzerinden değil de doğrudan örneklendirmeye çalışayım. Kendilerini en iyi ihtimalle seküler fakat en çok da dindışı ilan eden İsveçliler genelinin mekân üzerindeki etkinliği Doğu ile farklılaşmaktadır. Örneğin, mekânının düzeni bir yana mekân içre aktiviteler de sistemli ve düzenli yürütülür İsveç’te. Malumunuzdur ki bu bizde daha esnek, daha gevşektir. Bunun sebebine dair, bir Boşnak ve bir yarı Boşnak-yarı Arap ile yapılan sohbette şu fikir geldi aklıma, İsveç’te din veya herhangi bir yaratıcı algısı yaygın bir şekilde mevcut olmadığı için mekânı tek çekip çeviren insanoğludur onların zihin dünyalarında. O yüzden hiçbir boşluğa izin verilmemesi gerekir.

Oysa Doğu’da bunun tam tersine olarak her şey en ince ayrıntısına değin O’na emanet (ve hatta havale) edildiği için mekânda bir insani başıboşluk sezilmektedir. Bu iki örneği uç bulmakla birlikte maneviyat-mekân ilişkisine dair makul bir izah –elbette tek değil- gibi geliyor bana bu.

© 2021 karakalem.net, Zeyneb Hafsa

Yazar

  • Zeynep Hafsa kitapları, eserleri, Zeynep Hafsa kimdir, öz geçmişi, Zeynep Hafsa nereli, kitap incelemeleri ile yorumları, Zeynep Hafsa sözleri ve alıntıları...

    Diğer Yazılar
......