Home > Articles posted by Nihat Dağlı
Yazarlar
Mart 04, 2025
2 views 6 mins 0

İki sevgili

17.09.2005 HAYATTA, BİZİ kuşatan varlıkta, bizatihi kendimizde, çığlık çığlığa yaşayan bin bir soru var. Cevabı verilmeyen soruların oluşturduğu boşluklarda anlamsızlık cirit atar. Anlamsızlık ki; hayatı da, insanı da boğar. Kadim soruların peşine düşmek kaçınılmazdır, çünkü insanın varlığı veya yokluğu, bu sorular karşısında geliştirdiği tavra bağlıdır; soruların peşine düşüp cevap bulmuşsa var olmuş, değilse olmamıştır. ‘Okumak’ […]

Yazarlar
Mart 04, 2025
3 views 17 mins 0

Kötü ne(rede)dir?

17.01.2005 “Her insanın içinde aynı anda biri Tanrı’ya, diğeri İblis’e yönelik iki eğilim vardır. Maneviyat, Tanrı’ya yöneliş, yukarıya doğru yükselir; hayvanlık, Şeytan’a yöneliş, alçalıştan haz alır.” —Charles Baudelaire DIŞARIDA DONDURUCU SOĞUKLAR VAR. İnsan sokakta, sığındığı evlerin kuytularında bu soğuklardan kurtulamıyor, iliklerine kadar üşüyor. İçi buza kesen, insana şenlikli duygular yaşatan o rengârenk cümbüşü sonlandıran kar […]

Yazarlar
Mart 04, 2025
4 views 6 mins 0

Yerüstünden notlar

03.12.2005 I/ Düşmemek mümkün mü? İnsan, hayatı ve kendisini kontrol edebilir mi, olup bitene söz geçirebilir mi? Sahiden insan, hayatı(nı) düzenleyebilir mi? Çok şey yapsak bile, hayat yine bir yerden sarkmaz mı? Bu soruların peşine düştüğümüzde, cevap diye zihnimize üşüşecek olanlar; ‘düşmek, insanın kaderidir’ dedirtecektir. Evet, çoğu kez aynı deliğe düşebiliyoruz. Genel doğru olarak şekillenen […]

Yazarlar
Mart 04, 2025
4 views 25 mins 0

Edebiyat acı verir, iyi de eder..

11.02.2006 FARKINDA OLMADIĞIMIZ çok şey oluyor. Daha doğrusu, bir şekilde farkettiğimiz, ama ne olduğunu bilmediğimiz çok şeyin içindeyiz. Yoksa hayat, farkettiğimizden daha fazla, ayırımında olmadığımız şeylerin toplamı mıdır? Galiba öyle… Sperm denen şey yumurta hücresinin koynuna girdiğinde; metafiziğin, felsefenin, bilumum disiplinlerin üzerinde konuştuğu bir şey oluş(turul)maya başlıyor. İnsan denen varlık, hayatta, yani dirilikte ölüme yürüyor. […]

Yazarlar
Mart 04, 2025
2 views 3 mins 0

Hasretsiz

01.10.2005 MODERN ZAMANLARIN başat kültürü içinde savrulup duruyoruz. ‘Şey’lerle olan münasebetimiz kopmuş gibidir. Modern insan, biraz da ‘göçebe’dir; ‘yer’ler arası gidip gelen… Adresi yoktur onun, ‘ev’sizdir. Yersiz, yurtsuz, evsiz, adressiz olduğundan, hiçbir şeyle sahici bir ‘aidiyet’i de yoktur. Bu sebeple; memleket, ayrılık, gurbet, hasret, gariplik gibi kavramlar, neredeyse hayattan düşmek üzeredir. Bizi aileye, arkadaşa, dosta […]

Yazarlar
Mart 04, 2025
4 views 8 mins 0

İsyan ve itiraz!

06.04.2011 ÇOK AMA çok ‘şey’i barındıran hayat, çatışma ve iç içe geçişlerle oluşan bir ‘bütün’ anlamına geliyor. İnsan ‘bir hayat’ta ‘çok şey’e maruz kalıyor. Hayatın her bir şeyi insana dokunduğundan, insan hayatın bütünüyle ilgili olmak durumundadır. Yer, gök ve ikisi arasında cereyan eden her bir şey bilinen/bilenemez taraflarıyla insanı kendine çağırırken, insan da bu çağrıya […]

Yazarlar
Mart 04, 2025
4 views 10 mins 0

Savaş: ‘Öz’e muhalefet…

12.08.2006 ‘GÜNAH, İNSANIN kendi özüne muhalefet etmesidir.’ Kendi adıma söyleyebilirim; bu, günaha getirilen en iyi tanımlardan biridir. Öz üzerine yapılan felsefi tartışmalara girmeye gerek yok, öz denince ne anlaşılıyorsa, o odur. Tolstoy’un dirilişin gerçekleştiği yer bildiği ‘vicdan’ın işaretlediği ‘iyi’ye (yani ‘öz’e) muhalif olan her muamele ve durumu ‘günah’ olarak görebiliriz. Diyebiliriz ki bugün dünyada yaşanan […]

Yazarlar
Mart 04, 2025
7 views 7 mins 0

Hayat diyen anne gözleri

18.02.2006 “… Milliyetçiliğin zerre kadar olumlu bir tarafı yoktur. Varsa da, her zaman bu, ‘kötü’ olana dönüşme meylindedir. Evet sonuç da, insan bir yere aittir; aidiyet duygusu, bağlanmayı ve sevmeyi getiriyor. Aileyi-vatanı-kavmini seversin mesela… Bu biraz insanın açlık duygusuna benzer; biyoloji, biraz da sosyolojiyle ilgilidir. Ama siz eğer bu sevgiye odaklanıp onu geliştirirseniz, beraberinde içinizde […]

Yazarlar
Mart 04, 2025
5 views 10 mins 0

Küreselleşme: kötü haber…

04.02.2006 ADINA ‘KÜRESELLEŞME’ denen önüne geçilemez dalga, hırçın ve haylaz küreselleşme! Melek misin, yoksa şeytan mı? Seninle birlikte zihnime üşüşen olumluluklardan, yukarıda anlatmaya çalıştığım çok önemli gelişmelerden kolay kolay vazgeçmem sözkonusu değil. Ancak korkularımı, şüphelerimi yazmadan da edemeyeceğim. Üzerindeki elbiselerden yayılan ışıltıyla gözlerimizi alırken, elbiselerin altında taşıdıklarını gizler gibisin. Yukarıda ‘melek’ yüzünü çizmeye çalıştım, şimdi […]