31.10.2008
TOPLUMSAL MESAJLARIN önde gelenlerinden birisi hoşgörü olarak karşımıza çıkıyor. Sempatik bir kelime olmasıyla birlikte düşünce ekseninde tam yerini oturtabilmenin önemli olduğunu düşündüğüm bir kelime. İyi-kötü, güzel-çirkin, haklı-haksız ayırt etmeksizin ortaya koyulan hoş görü aslında tam olarak bir görüşsüzlük ifadesidir. Diğer bir ifade ile her davranışı ve fikri hoş görenin aslında bir görüşü yoktur. Polyanacılık bir yönüyle hoş görünün ta kendisidir. Bu yönüyle hoş görüler yaşadığı gibi inanmaya itme etkisi gibidir. Her yöne ve her fikre saygılı olmak ne de kaypak bir zemindir (davranış ve uslup bozukluklarından kaynaklanan saygısızlıklardan söz etmiyorum).
Bir bahçenin içinde çiçekler, güzelliklerle birlikte çöpler ve çirkinlikler de vardır. Çirkine çirkindir demek çirkinin, çöpe çöp demek çöpün hakkı iken onları görmezden gelip hoş görmek çiçeklere ve güzelliklere yapılan büyük bir haksızlıktır. Haksızlıktır çünkü çirkini güzel görmek, güzelin güzelliğini çirkinleştirmektedir. Polyanacılık, içinde çöplerden inşa edilmiş kötü kokulu mutluluklar barındırır iken her unsurun olduğu gibi vasıflandırılmasıyla gelen mutluluğun kokusu ile insan gerçek anlamda sükuna kavuşabilmektedir. Tam bu noktada bahsettiğimiz bahçenin içine girdiğimizde oradaki çirkinliklerin farkındalığıyla birlikte yani kendimizce o çirkinlikleri olduğu gibi vasfederek1 , hoş olan şeyleri görmek ve onlarda odaklanıp, onlarla meşgul olmak elzemdir. Hoş görü yerine hoşu görmek yaşadığımız toplum bahçesinde dengeli duruşların ve bireysel iç sükünetin temininde şaşırmaz ve şarşırtmaz bir düstürdur. 2
Hasıl-ı kelam, görünürlerdeki hoşları hoş görünün içindeki çirkinlere feda etmeyelim. Hep hoşu görelim.
© 2021 karakalem.net, Harun Pirim