4 views 4 mins 0 yorumlar

Haşir Risalesi’nin tarihçesine dair bir değerlendirme

İçinde Yazarlar
Mart 01, 2025

24.05.2015

BEDİÜZZAMAN SAİD Nursî’nin Nisan 1925’te bastırılan Şeyh Said hadisesi gerekçe gösterilerek başlayan sürgün hayatı, hiç kuşkusuz, 23 Mart 1960’taki vefatına dek sürecek olan çileli hayatının da önemli bir kesitini ifade etmektedir.

Nitekim bu hadiseyi takip eden aylarda Van’dan alınarak Erzurum ve (deniz yoluyla) Trabzon-İstanbul-Antalya üzerinden önce Burdur’a ve akabinde Isparta’ya getirilen Said Nursî, bir müddet sonra ise Haşir Risalesi’nin yazılacağı yere, yani 1934’e dek tutulacak olduğu Barla’ya sürgün edilmiştir. (1)

Ancak, Van’dan Barla’ya dek süren bu yolculuğun güzergahıyla ilgili olarak Bediüzzaman ve Risale-i Nur araştırmalarının neredeyse genelinde görülen fikir birliğini, söz konusu yolculuğa ait kronolojide görmek ise pek mümkün olamamaktadır. Zira pek çok kaynağa göre bu sürgün yolculuğu Şeyh Said hadisesinin hemen akabinde, hatta hadisenin henüz sona ermediği bir tarihte başlayarak, 1924 veya 1926 senelerinde (2) gerçekleşmiş bulunuyordu.

Dahası, talebelerinden merhum Abdulkadir Badıllı, Bediüzzaman’ın Osmanlıca Yirmi Dokuzuncu Söz’ün sonundaki: “..Risale-i Nur’un mebde-i te’lifi olan 1341 tarihini” şeklindeki ifadesini delil göstererek, bunun, hem Burdur’da başlayan te’lifle, hem de Bediüzzaman’ın sürgün olarak Van’dan ayrılışıyla ilgili tarihleri “1925 yılı içerisinde” olarak gösterdiğini belirtmiştir. (3)

Ne var ki, gerek Bediüzzaman’ın söz konusu yolculuğa Şeyh Said hadisesi zamanında çıkılmadığı manasında da okunabilecek kendi ifadeleri, (4) gerekse de bu yolculuk sırasında İstanbul’a getirildiğinde gerçekleştiğini söylediği Meşîhat Dairesi yangınının (5) kayıtlardaki çıkış tarihi (6) gibi bilgiler; O’nun Barla’ya 1926-Mart’ı başında Van’dan başlayan bir yolculuk (7) sonrasında Burdur ve Isparta’daki dokuz aylık mecburî ikametinden de sonra (8) ancak 1927 Mart ayı başlarında ve hatta bazı yeni çalışmaların da işaret ettikleri üzere tam olarak “1 Mart 1927” tarihinde varmış olmasını daha makul bir bir tarihleme olarak öne çıkarmaktadırlar. (9)

Bu bilgiler ışığında –ve de Tarihçe-i Hayat’ta geçen “1925-1926 senelerinde” ifadesinin Bediüzzaman’ın tashininden geçmiş bir bilgi olduğunu da unutmamak kaydıyla- denilebilir ki, Haşir Risalesi’nin Barla’da 1928 ilkbaharında yazılmış olması daha muhtemeldir. (10)

Bununla birlikte, Haşir Risalesi’nin telifiyle ilgili bir diğer önemli konuya değinecek olursak; öncelikle, ‘bir bahar günü Barla’da, Rum Sûresi Ellinci ayet-i kerîmesiyle açılan manalar ışığında telif edilen’ eserin “Haşir Risalesi” değil de, onun esası olduğu belirtilen (11) “Lâsiyyemalar” olması daha kuvvetli bir ihtimal olarak gözükmektedir. (12) Dolayısıyla, Barla’da bu suretle yazılan söz konusu eserin Haşir Risalesi olduğuyla ilgili bazı hatıralarda geçen ifadeleri (13) ise, bu bilgiyle birlikte değerlendirmek faydalı olacaktır.

Muhtemelen Haşir Risalesi yine Barla’da, Lâseyyimalar’ın bir izahı-açılımı suretiyle ve yine aynı ayet-i kerîmenin füyuzatıyla telif edilmiştir.

Bu nurl kaynaktan doya doya içebilmek duasıyla.

© 2021 karakalem.net, Mustafa H. Kurt

Yazar

  • Mustafa H. Kurt kitapları, eserleri, Mustafa H. Kurt kimdir, öz geçmişi, Mustafa H. Kurt nereli, kitap incelemeleri ile yorumları, Mustafa H. Kurt sözleri ve alıntıları...

    Diğer Yazılar
......