5 views 5 mins 0 yorumlar

Haşir Risalesi örneğinde, ‘basit ve avam lisanı ile’ başarılan

İçinde Yazarlar
Mart 01, 2025

22.11.2015

CUMHURİYETLE YAŞIT denilebilecek tarihinde her türlü baskı, yasaklama ve anti-propaganda faaliyetlerine maruz kalmasına rağmen günden güne genişlemiş bir “ihya hareketi” olan Risale-i Nur’un bu başarısında, hiç şüphesiz pek çok etkenin birden varlığından söz etmek gerekir. Ne var ki, bütün o etkenler içerisinde Risale-i Nur’daki ve onun meşhur cüzlerinden biri olan Haşir Risalesi’ndeki “üsttenci olmayan” o latif üslubun ayrı bir yeri olduğu da muhakkaktır. Söz gelimi, ilgili Risalenin hemen başında yapılan şu çağrıya rengini veren dil, bunun nezih ve meşhur bir örneğidir:

Nitekim Bediüzzaman Said Nursî’nin “nefsimle beraber bak, dinle” demek suretiyle, konu edindiği hakikatlere kendi nefsini de muhatap kılmasının, değişik vesilelerle “enaniyet zamanı” (1) ve “benlik ve enaniyet asrı” (2) diye nitelendirdiği bu modern zamanlardaki değeri ise paha biçilmez olacaktır.

O’nun, klasik ve genel irşad tarzlarından kısmen farklı olarak muhatabına “Birader”, “Ey kardeş” ifadeleriyle tarif edilebilecek bir üslupla seslenmesinin nedenleri arasında, öncelikle yeni devrin nasihatten pek hoşlanmayan, bilgiden çok hazza çabalayan ve gelenek karşısında modernizme meyilli fertlerinin toplumda sıklıkla görülmeye başlaması gibi afakî-dışsal etkenleri saymak mümkündür. Zira gerek toplum, gerekse de kutsal karşısında bireyi önceleyen bu baskın-Batılı düşünüş tarzının ve dayatmacılığının da etkisiyle ileride ‘normali’ oluşturacak olan söz konusu “yeni zihinsel yapı”; kendisini klasik eğitim metotlarındaki “Talebe-Mürşid” tasnifi içerisinde konumlandırmaktan uzak “yeni bir ferdin” önemli bir özelliğini de haber verir niteliktedir.

İşte tam da böylesi zihinsel bir yapıyla malûl modern insanının dilini anlamak suretiyle ne gelenekçi, ne de modernist-fakat ikisini de birleştiren bir “yeni gelenekçi” diye de tarif edilebilen Bediüzzaman’ın, (3) vereceği iman dersinde “Kardeş kardeşe peder olamaz, mürşid vaziyetini takınamaz” (4) yaklaşımını şiar edindiği o hitabı yerine mesela “egoları tahrik veya tahkir edebilecek” bir söylemin hâkim olması, bu devir insanının o derslere mesafeli yaklaşımını da netice verecekti mutlaka.

Bununla birlikte, örneğin haşir gibi “derunî” bir iman hakikatini “basit ve avam lisanı ile” izah etme hedefinde (5) hem bu hakikatin toplumdaki her kesimi de ilgilendiriyor olmasının, hem de söz konusu toplum kesimleri içerisinde avam denilen-bilgi seviyesi çok da yüksek olmayan insanların çoğunluğu teşkil etmesinin hayli etkisi olsa gerektir. (Bu itibarla, haşrin izahı gibi bir mevzuda “çoğunluğu muhatap alabilen” söz konusu “basit ve avam lisanının” tam bir şefkat yansıması olduğu da ayriyeten ortaya çıkmaktadır.)

Dahası, Haşir Risalesi’ndeki bu üslup ve lisan tercihi hakkında, bir müellif olarak Bediüzzaman’ın okuyucusuyla kurduğu örnek empatideki hayranlık veren başarısını da unutmamak gerekiyor. Sözgelimi, muhterem Müellif haşir ve ahiretin ispatı gibi derin bir meselede okuyucusunun karşılaşabileceği kimi anlama zorluklarına dair bir tavsiyesini, “sorunun farkında olduğunu” ifadeden çekinmeyen o mezkur tavrıyla yapmaktadır yine:

Kısacası, ancak “basit ve avam lisanından” anlayabilecek olmasına rağmen “derin ve mânen pek yüksek bir yol” olan haşir hakikatini aklına da yaklaştırmak isteyen modern zamanlardaki çoğunluğa yönelik izahtaki hitabın, reçetenin ve şefkatin kısaca bir adıdır: “basit ve avam lisanı ile”..

© 2021 karakalem.net, Mustafa H. Kurt

Yazar

  • Mustafa H. Kurt kitapları, eserleri, Mustafa H. Kurt kimdir, öz geçmişi, Mustafa H. Kurt nereli, kitap incelemeleri ile yorumları, Mustafa H. Kurt sözleri ve alıntıları...

    Diğer Yazılar
......