10.06.2007
ÜZÜM BAĞINDA,
Asmaların arasında dolaşıyordum.
Gayrı ihtiyari,
Söyleşilerine kulak misafiri oldum.
Her bir asma;
Hâliyle ‘hüvallahü Ehad’, [1]
Endâmıyla ‘Allahüssamed’ diyordu. [2]
Baktım, konuşulanları anlıyor gibiyim.
Fıtratça konuşuyorlardı,
Tercümanım kalbimdi..
“Hey!. Buraya bak..
Görüyorsun ki ben bir ağacım.
Varlığım seninki kadar gerçektir.
Hâyâl değilim.
Hayat sahibiyim.
Bir asma ağacıyım.
Özelliklerim var.
Diğer canlılardan ayırt ediliyorum.
Hatta kendi türümün arasında bile,
Öylece ayrıcalıklarım var.
Tahkiki / derinlikli bir bakışla incelesen,
Şu arzu halimle ben ‘eşsiz’im ve ‘tek’im..”
“Ama nasıl olur?” diyecek oldum,
Hayat lisanıyla cevap verdi:
“Bize uzaktan bakıyorsun.
Tıpkı bir karınca yuvasını inceler gibisin.
Unutma ki,
Birbirinden ayıramadığın o her bir karıncanın,
Sebebi vücudu olan anne / babası,
Yavrularını metrelerce öteden tanıyıveriyor. [3]
Şimdi;
Bir başka bahçe ile gezdiğin bu bahçe,
Birbirinin aynısı mıdır?
Buradaki her bir üzüm ağacı,
Aynı asma mıdır?
Üzerimde bulunan üzümlerin dahi her birisi,
Aynı tane midir?.”
Hayret ve şaşkınlık arasında bocalarken,
Bir diğeri aldı sözü:
“Canlı olsun cansız olsun,
Semek (balık) olsun melek olsun,
Her birimiz hilkat (yaratılmışlık) ağacının,
Farklı birer meyvesiyiz.”
“Neden meyve?” diyecek oldum,
“Meyveyiz çünkü..” dedi,
Varlığımızı O’na (c.c) borçluyuz.
Yaratılmış olan bir şey Yaratan gibi olmadığı gibi,
Yaratanın özellikleri de yaratılanların içinde bulunmuyor.
İstersen işe kendinden başla;
Mevcut halinin devamı için,
Gerekli olan ihtiyaç listesini bir çıkarmayı dene.
Bizler,
Varlık sahnesinde poz vermeye başladığımız günden beri,
Tesbihat [4] yapmaktayız,
Hâlâ o listenin sonunu getiremedik.
Biz bittik ama O’nun hazineleri tükenmedi.
Onun için,
Kemal-i acz (tam bir teslimiyet) ile söylüyorum ki,
O (c.c) Ehad’tir ve Samed’tir..”
“Doğru söze ne denir..” dedi,
Haddinin çok üzerinde salkımlar yüklenmiş nâzenin bir asma.
“Madem ki eşsiziz,
Elbette eşi benzeri Olmayanın eseriyiz.
Ve madem ki ihtiyaçlarımız sonsuzdur,
Elbette onları her an karşılayan Birisi vardır.
O ise ancak,
Bitmek tükenmek bilmez hazinelerin sahibi ‘Allahüssamed’tir.
Almadan vermek ancak O’nun işi olabilir..”
“Demek kâinat kadar çok olan ihtiyaçlarımız,
Birden ve kolaylıkla,
Hayat dairemize böylece yetiştiriliyor..” diyebildim.
“Evet..” dedi,
“Bunun delili öncelikle bizleriz.
Hâlimizle ve endâmımızla..”
Bahçedeki dostlarla vedalaşırken aklıma,
“Bir lisan bir insan, iki lisan iki insan..” sözü geldi.
Evet, fıtratçamı ilerletmeliydim..
© 2021 karakalem.net, Aykut Tanrıkulu