16.09.2007
‘BEN’ DİYORDUM hep,
Her şey benim..
Etkenim diyordum kısaca kendime.
Edilgenmişim meğer,
Her halimle..
Bir ‘ben’ varmış bende,
Benden içeri demek..
Yapılıyormuşum,
Ediliyormuşum,
Oluyormuşum meğer,
Her an..
Edilgen oluşum bile her daim,
Bildiriliyormuş meğer,
İlanen..
Varlığım başkasına bağlıymış,
“Ben benim, Sen de sensin” desem yetmezmiş, [1]
Vasatın altında kalır sınanırmışım..
Ta ki İbrahim (a.s)’in neden yanmadığını
Kavrayıncaya kadar..
Ta ki ‘hasbünallah’ deyinceye kadar.. [2]
Göremezmişim..
Duyamazmışım..
Yiyemezmişim.. demek,
O (c.c) “ol!.” demedikten sonra.
İbrahim (a.s)’in,
Ateşte neden yanmadığını anlamam için,
Ramazan orucunu tutmam gerekirmiş.. [3]
Sahibimmiş meğer,
Her şeyin mâliki olduğu gibi.
Görevim bilmekmiş,
O’nu..
Ve “ol!.” dediklerini..
Bildirdiği kadarıyla.
“Ente gafûrü’r-rahîm ene abdüke’l âciz” misali. [4]
Görevimmiş velhasıl,
Abduhu olmak..
Tıpkı Resul’ü gibi..
© 2021 karakalem.net, Aykut Tanrıkulu