2 views 4 mins 0 yorumlar

Dört muhkem kale

İçinde Yazarlar
Mart 01, 2025

17.02.2008

“BENDEN SONRA hilâfet otuz sene devam edecektir..”
Hadis-i şerif meâli [1]

Başta Resul-i Ekrem (s.a.v) olmak üzere,
Dört büyük halifenin yaşantıları,
Hilafetlerinde kâinata bakış açıları,
Bizlere rehber olabilecek mânidar ipuçları içermektedir.
Peygamberimiz daha dar-ı bekâya intikal etmeden,
Gaybî bir işaret ile, [2]
Dört büyük halifenin toplam hilafet süresini,
Önceden ümmetine bildirmiştir.
Öyle de gerçekleşmiştir:
Hz. Ebubekir (r.a) 632 – 634 yıllarında 2 sene,
Hz. Ömer (r.a) 634 – 644 yıllarında 10,5 sene,
Hz. Osman (r.a) 644 – 656 yıllarında 12 sene,
Hz. Ali (r.a) 656 – 661 yıllarında 5 sene olmak üzere,
Toplam 29,5 sene hilafet görevinde bulunmuşlardır.
Hz. Ali (k.v)’nin şehit edilmesinden sonra,
Hz. Hasan’ın altı aylık hilafetini de sayarsak, [3]
Otuz yıl tamam olmaktadır..
Yaklaşık 1430 sene önceki bu gaybî ihtarın ışığında,
Mânen bizlere bildiriliyor ki;
‘Bu otuz yılı iyi tetkik ederseniz,
Yaşantınızda bu hakikatleri uygulayabilirseniz,
Dindar cumhuriyetin reisleri olan dört halifeyi,
Hakkıyla kavrayabilirsiniz. Öyle de yönetilirsiniz..’

Dört büyük halifenin,
Fikrimizde ve kalbimizde uyandırdığı ulvî neticeleri, [4]
Tek kelime ile özetleyecek olsak;
Hz. Ebubekir’in hilafeti dönemi,
‘Merhamet’ kelimesiyle o Sıddık-ı kutsi zâta şahit oluyor.
Merhametullah [5] penceresi o kadar baskın ki,
‘Merhametin timsalidir’ diyebiliriz.
Hz. Ömer’in hilafeti dönemi,
‘Adalet’ kelimesiyle o Faruk-u kutsi zâta ayna oluyor.
Adaletullah [6] penceresi o kadar dominant ki,
‘Adaletin timsalidir’ diyebiliriz.
Hz. Osman’ın hilafeti dönemi,
Tek kelimeyle özetlenecek olsa,
Fikrimiz ve kalbimiz ‘muhabbet’ kelimesiyle,
O Hâyâ-yı kutsi zâta yarenlik ediyor.
Muhabbetullah [7] penceresi o kadar baskın ki,
‘Sevgi ve muhabbetin timsalidir’ diyebiliriz.
Hz Ali’nin hilafeti dönemi,
Bir kelime ile ifade edilecek olsa,
İlim şehrinin kapısı olan o muallîm-i kutsi zâta,
Ancak ‘ilim’ kelimesi karşılık gelebilir.
Marifetullah [8] penceresi o kadar kuvvetli ki,
‘İlmin timsalidir’ diyebiliriz..

İlim olmadan muhabbet,
Muhabbet olmadan adalet,
Adalet olmadan da merhamet,
Sahibine ancak belâ getirir. [9]
Örneğin,
İlim olmadan muhabbet adresini şaşırır.
Adresini şaşırmış bütün sevgilerin ardında,
Hep bu haddini aşmış muhabbetlerin ayak izleri vardır.
İnsan muhabbetini,
Ancak lâyık olana ve karşılığını verebilene sununca inkişaf eder,
Gerçek mahiyetini bulur.
Ayrıca,
Bir robottan adalet beklenebilir mi?
İlimsiz ve muhabbetsiz bir adalette,
Hak mümkün değil tecelli edemez.
Yapılan haksızlıkların ardında,
Bütün zulümlerin arka planında,
Hep bu hakikatlerin eksikliği hüküm sürmektedir.
Hem ilimsiz,
Hem muhabbetsiz,
Hem adaletsiz bir merhamet ve acımak,
En büyük merhametsizlik değil midir?
Mesela, Allah’ın merhametinden fazla merhamet,
Merhamet etmek midir?.

Kısacası;
Ebubekir (r.a) olmadan Ömer (r.a)’i anlayamayız.
Ömer (r.a) olmadan Osman (r.a)’ın değerini bilemeyiz.
Osman (r.a) olmadan da Ali (r.a)’nin ilmini kavrayamayız. [10]
Bu halleriyle Hulefa-i Raşidin’in,
Hilafetlerinin sırası dahi bin hikmet yüklüdür.
Dindar cumhuriyetin reisleri olan bu dört halifenin, [11]
İdareciliklerinde gösterdikleri salahiyetlerin benzerlerine,
Velev bizlerde cumhuriyet rejimi ile,
Layığınca yönetilerek sahip olmak istiyorsak,
İyi bir cumhuriyet yönetiminin olmazsa olmazları bellidir:
Merhamet, adalet, muhabbet, ilim..
İşte sarsılmaz dört muhkem / sağlam kale..
Yönetenlere ve yönetilenlere bırakılabilecek en büyük miras bu olsa gerektir.
Değerini bilenlere..

© 2021 karakalem.net, Aykut Tanrıkulu

Yazar

  • 1967 yılında Antalya’da doğdu. İlk ve orta öğrenimini Antalya’da tamamladı. 1984 yılında İstanbul Üniversitesi, İstanbul Tıp Fakültesi’ne girdi. Mezun olduktan sonra hekimlik görevine başladı. Halen Antalya’da Dr. Faik Doğrusöyler Verem Savaş Dispanseri’nde verem hekimi olarak, başhekimlik görevinde bulunmaktadır.

    Diğer Yazılar
......