15.05.2008
Ve o gölün suları kim bilir kaç kez buharlaştı ve yağmurlarla tekrar göle döküldü bilinmez. Demem o ki, devran döndü günler geçti zaman bir su misali o gölün içine de ve dışına da damla damla aktı. Bizim akıllı doğan bu masum kazları dışarıdan kandıramayacağını anlayınca bir kaz kılığına bürünüp gölün üzerinde uçmaya başladı ve hele dinleyin bakın o zavallı temiz kazlara neler etti. .
İş bu hikayenin mesajı odur ki, size düşmanlığı olan herkes bunu her zaman direk olarak belli etmeyebilir. Yada size dost olarak görünen herkes de gerçekten dostunuz olmayabilir. Seyrettikleriniz, gördükleriniz de aslında göründüğü gibi olmayabilir. Ekran başında gülüp geçtikleriniz, eğlendikleriniz de gerçek yüzünde gayet acı mesajlar veriyor olabilir. Siz her ne kadar kendi başınıza karar alabileceğinize inanıyor da olsanız zamanımızın alengirli yollarında ilerlerken bir büyüğünüze, aklına, fikrine ve yaşam tecrübelerine güvendiğiniz birilerine danışın muhakkak.
Yakınımda yok ki böyle birileri diye ahu vah etmeninde alemi yok zannımca. Zira Hz. Mevlana Celaleddin Rumi gibi, Mehmet Akif Ersoy gibi, Bediüzzaman Said Nursi gibi fikri ve gönlü bütün dedelerimiz, atalarımız var bizim ve bizler bu mübareklerin torunlarıyız. Ne zaman başınız sıkışırsa koşarak fikir danışmak lazım Mevlana’nın “Mesnevi”sine. .
Ne zaman yolumuzu şaşırsak hemen başvurmamız lazım Mehmet Akif Ersoy’un “Safahat”ına. Tereddüde düşersek herhangi bir konuda ve “acaba mı?” diye sorular üşüşürse zihnimize koşup diz çökmemiz gerek Bediüzzaman Said Nursi’nin Risale-i Nurunun önünde. Bakın görün o zaman hangi posta bürünerek gelirse gelsin doğan, kandırabilir mi sizi kolayca!!