05.11.2014
ÖNCEKİ İKİ yazımızda, sanayileşme ile dönüşen çalışma olgusuna ve bunun aile üzerindeki etkilerine değindik. Bu dönüşümün günümüze ve bize bakan yönü ise bu yazının konusu olacaktır.
Sanayileşmenin, bugün dahi ‘çalışma’ya etki eden kavramlarının başında ‘işbölümü’ gelmektedir (Bkz. Adam Smith). İşbölümünün etkisi hem sanayi üretimi bazında makro düzeyde, hem de aile bazında mikro seviyede etkisini göstermiştir. Bu kavram özellikle aile üzerinde keskin bir boyut (içerisi-dışarısı, ev-fabrika vb.) ve iş ayrımına yol açmıştır. Böylece, aşağıdaki resimde yer alan türden manzaralar yavaş yavaş tarihe karışmıştır.
Resimde yer alan aile bireyleri, sanayileşme ve işbölümüyle birlikte farklı boyutlara sıkıştırılmıştır. Çünkü sanayi üretimi (özellikle de ilk iki evresinde) erkeğin sunabileceği iş gücü gibi kas gücüne ve düzenli, uzun süreli, mekânsal kısıta dayalı çalışmaya ihtiyaç duymaktadır. İşte o vakit erkek, adımını modern çalışma mekânı için dışarı atmış ve zamanla geri dönmekte hatta geriye dönüp bakmakta bile zorlanır hale gelmiştir. Kadın ise sanayi üretiminin taleplerini sağladığı müddetçe buyur edilmiştir modern çalışmaya. Nitekim sanayi üretiminin hizmet sektörüne kayması ile kadın, modern ‘çalışma’ya daha çok iştirak eder hale gelmiştir.
Sanayi üretiminden hizmet sektörüne kayış ve özellikle buna binaen kadının modern çalışma hayatında daha çok yer alışı, çalışmanın bugün geldiği noktalardan ikisine işaret etmektedir. Öne çıkan diğer noktaları ise şöyle özetleyebiliriz: çalışma sürelerinin azalışına rağmen halâ günün büyük bir kısmının dışarıda geçiyor oluşu, işbölümünün yapısı farklılaşsa da halâ başat unsur oluşu, hizmet sektöründeki yoğunlaşma ve gelir durumundaki artışa binaen ev içi hizmetin artışı, ücretin ihtiyaç fazlası için elde edilmesi hususundaki ‘fazla’nın iyice artması ve bu çerçevede reklamın etkinliğinin artması; son olarak da çalışma ideolojisinin gönüllerde iyice yerleşmesinden mütevellit, modern anlamdaki çalışmanın hâkim toplumsal kimlik unsuru haline gelişi.
‘Çalışmak’, herkesi ve her zamanı ilgilendiriyor
Çalışmanın bugün geldiği noktaların bize bakan yönüne dair önemli tespitleri olduğunu düşündüğüm bir isimdir Fatma Barbarosoğlu. O, her şeyden önce, konunun arkaplanının araştırılmadan sadece bugüne ve sadece kadına dair bir sorunmuş gibi ele alınışını eleştirir. Bizim de önceki yazılarımızda göstermeye çalıştığımız gibi mesele, kadın olsun erkek olsun, sanayileşmenin hemen akabinde ya da günümüzde yaşasın, insanın çalışmaya dair dönüşümden oldukça (ve özellikle olumsuz yönde) etkilenmesidir.
Barbarosoğlu’nun üzerinde durduğu ana etkileşim unsuru, insanın mekân ve zaman algısının değişmesidir. Onun, konu hakkında dikkat çektiği ikinci husus ise işbölümünün günümüzde geldiği noktadır. Örneğin, gerek teknolojinin gerekse ev içi hizmet verenlerin artışına binaen, evler artık üretimin merkezi olmaktan çıkmıştır. Yani ‘içerisi’ boyutundaki işlerin de kendi içinde bölünmesi söz konusudur. Fakat bu bölünme bizatihi iktisadi rasyonalite yönündedir. Zira Gorz’un tanımlamasına atıfla, kendi için çalışma -ki bu aile ve yakın çevre için çalışmayı da içine alan bir kavramdır- ticari olmayan bir çalışma türüdür, fakat sanayileşmiş toplumlarda ‘kendi için çalışma’dan geriye kalan tek şey kendine bakım faaliyetleridir ve bunlar da angaryalara indirgenmiştir (bkz. ev işleri).
‘İçerisi’ ve ‘dışarısı’
Günümüzde, ev işi türünden görevlerin daha fazla insanı meşgul etmesi ve mümkün olduğunca fazla çalışma zamanı yutması (bizim için değil tabi) ama bu kez ticari hizmet biçimini alması söz konusudur. Buna göre, hizmet sektöründekilerin çalışması bizim zevkimiz iken bizim zevkimiz onlara doğrudan tükettiğimiz işi verir. Buna binaen Gorz, kişisel hizmetlerin gelişiminin ancak toplumsal eşitsizliğin arttığı koşullarda mümkün olduğunu dile getirir. Bu ise özgürleşmenin tersine bir durumdur. O halde, işbölümünün günümüzde ve bizdeki en yaygın şeklini aşağıdaki gibi gösterebiliriz:
Buna göre, içerisi boyutu kendi içinde iktisadi rasyonalite doğrultusunda yeniden bölümlenmiştir. Görece yeni olan kadının dışarısı boyutu ile içerisi boyutu ise oldukça geçirgendir. Ok işareti bunu göstermektedir. Bu yeni düzende hali pek de değişmeyen tek unsurun ‘erkeğin dışarısı’ olduğu söylenebilir. İktisadi rasyonalite, sanayileşme, işbölümü ve çalışmanın bugünkü ana noktaları derken nihayetinde geldiğimiz nokta şudur: daha en başından modern anlamdaki çalışma için sunulan eğitim sistemi ve çalışmanın amacı olarak öne sürülen tüketim unsurları, körükleyicileriyle çepeçevre sarılmış, evden uzak, para kazanan erkekler ve yine aynı unsurlarla çevrilen, kafası ve gönlü karışık kadınlar… Bir de tabi bu bahsi geçen erkek ve kadınların oluşturduğu ailelerde yetişen çocuklar var.
Peki, geldiğimiz noktada, bu problemlere dair çözüm(ler) nedir? U dönüşü yapmak, çalışmaya dair her şeyin tepetaklak olduğu sanayi döneminin öncesine, yukarıdaki resimde gösterilen hale dönmek mi? Bunun artık mümkün olmadığı malumunuzdur. O halde çözüm, bu süreci anlayarak bugünü iyi okuyup güne uyumlu öneriler getirmektedir.
Aşağıdaki liste, çeşitli vesilelerle dile getirilmiş makul önerilere kendiminkileri de katarak hazırlanmıştır:
Bu liste bir başlangıçtır sadece. Bir nebze yardımcı olması ise en büyük dileğimdir.
© 2021 karakalem.net, Zeyneb Hafsa