23.03.2016
RİSALE-İ NUR’UN meşhur bölümlerinden biri olan Haşir Risalesi, başına taç ve serlevha kıldığı bir ayetin, “Şimdi bak Allah’ın rahmet eserlerine. Yeryüzünü, ölümünün ardından nasıl diriltiyor? Bunu yapan, elbette ölüleri de öylece diriltecektir.” ayet-i kerimesinin(1) hemen ardından, hayli önemli bir uyarıyla başlar satırlarına..
Ki bu söz konusu uyarı, eserdeki içeriğin anlatımı sırasında okuyucunun konuyu anlamasına yardımcı olacak önemli bir ‘anahtarın’, diğer bir ifadeyle; benzetmeler, temsiller ve hikâyeciklerden yararlanılmış bir üslubun tercih edileceğini (ve bunun nedenini) konu edinen şu ihtardır:
Eserin daha ilk satırlarında ve bir nevi ‘giriş kapısında’ yer verilerek önemi arttırılan işte bu hatırlatma, sözü edilen teşbih, temsil ve hikayelerin doğru anlaşılabilmeleri noktasında “anahtarın anahtarı” kıymetinde bir öneme sahip durumdadır tabiri yerindeyse. Zira öncelik verilerek izahına çaba gösterilen mevzu, diğer imanî şartlarla direkt alakalı (3) olmak gibi bir önemin de sahibi olan bir iman şubesine, kısacası “ahiret inancına” dair yapılacak izahlarda okuyucunun düşebileceği şu “mühim hatanın” ikazına dairdir: Muhterem Müellif, kullanacağı hikaye ve temsillerin alelade hikaye ve temsiller olarak görülmeleri tehlikesine karşı, bunları öncelikle “hayalî hikayeler değil, doğru hakikatler” suretinde değerlendirmelerini istemektedir muhataplarından!.
Çünkü “anlamayı kolaylaştırmak” (teshil) niyetiyle yer verilen teşbih, temsil ve hikâyeleri, bilakis, “anlamayı bizzat zorlaştıracakları” bir kalıpta okumak, şüphesiz ki Haşir Risalesini anlayabilme yolunda okuyucusunu çok önemli bir destekten de mahrum bırakacaktır.
Bununla birlikte, söz konusu uyarının günümüzde hayal yeteneği bir anlamda “hayalî-fantastik hikayeler, filmler ve oyunlarla” şekillenmiş popüler okuyucu profili açısından önemi ise, tartışma götürmez bir gerçekliktir.
İşte biraz da bu gerçeğin yol göstericiliğiyle denilebilir ki belki; Haşir Risalesi’nin başa aldığı bu “ihtarı” biz de en başta o serlevha kıldığı ayet-i kerimedeki şu İlahî sualin zihnimizde canlandırabileceği sahneler hakkında ‘işleme koymakla’ başlamalıyızdır “Haşir” okumalarımıza:
Diğer bir ifadeyle, bu ihtara göre “yeryüzünün ölümünden sonra dirilişi” gibi ibretli ve hikmetli bir örneği popüler kültürün “hayalî hikaye ve tasvirleriyle” değil de, öncelikle çerçevesi Kur’ân ve Sünnetle çizilen ve Haşir Risalesi gibi tefsirlerle tasvir edilen “doğru hakikatler” kılavuzluğunda anlamaya çalışmamız gerekmektedir..
Zira, ölülerin ahiretteki dirilişi ‘hayalî hikayelerle’ değil, “yeryüzünün baharda dirilişi” gibi açık ve hakikatli örneklerle göz pencerelerimize sunulmuştur bile.
O halde, niyet ettik akidevî meselelere dair temsilleri düşünürken zihnimizi, -özellikle de çocuklarımızın zihinlerini- hemen her vasıtayla gözlerimize musallat kılınan hayalî, fantastik, ‘süper kahraman’ vb. hikayelerin telkinatıyla düşünmekten korumaya…
© 2021 karakalem.net, Mustafa H. Kurt