3 views 3 mins 0 yorumlar

Ahsen-i Takvim’e Giden Yol – III

İçinde Yazarlar
Mart 01, 2025

07.03.2010

AHSEN-İ TAKVİM;
İNSANIN sonsuza değin aşama aşama yükselme / yücelme yeteneğinin adıdır.
Bu süreç, Allah-u Teâlâ’nın (c.c) rüyet-i cemaline ulaşana dek sürer. [1]
Öyleyse insan özgün bir tasarımdır,
Ve üzerindeki orijinalliğin gereklerini yapmak durumundadır.. [2]

Risalet-i Ahmediye mesleğinin ehli dinin yaşantısında,
Sonsuz hayata dair sağlıklı ürünler verebilmesi için,
Günlük hayatında, özgün olmanın izlerini sürmesi gerekir.
Bu durum insan için riskler taşısa da,
Başta kendi nefislerimiz ve muhataplarımızın zihinlerinde,
‘Neciyim, nerden geldim, nereye gidiyorum’ gibi,
Hakka karşı soru işaretleri oluşturma sanatını elde etmemiz elzemdir.
Zira cevabı en müşkül sorular, henüz sorulmamış olanlardır. [3]
Zaman, hakikat zamanıdır.
İslam’ın en temel prensiplerinin alenen tartışılır olduğu bir zaman diliminde,
En kestirme yoldan maksuda ulaşmanın yolu,
Taklitten değil tahkikten geçmektedir..

Ehli din orijinal olacaksa, baktığı işe tahkikle bakmak zorundadır.
İmanda dahi taklide değil tahkike yönelmelidir.
Potansiyel olarak akıl yanılır, nefis aldanır, ene yanlış hüküm verir / verebilir.
İnsan için kainat, ete kemiğe bürünmenin adı olduğuna göre,
Özgün / orijinal olmanın getirdiği riskleri,
Risk paylaşımı yaparak en aza indirmeliyiz.
Bunu da en kolay yoldan kebairi (büyük günahları) terk ederek,
Feraize (emredilen farz ibadetlere) imtisal ederek (kesin uyarak),
Ve sünnet-i seniyyeye (Resulullah’ın uyarılarına) ittiba ederek,
(En azından binniyet deyip tabi olmaya çalışarak) sağlayabiliriz. [4a, 4b]
Bugün öyle şeyler söylemeliyiz öyle şeyler yapmalıyız ki,
Yarın aynılarıyla karşılaştığımızda yüzümüz kızarmasın..

‘İman-ı tahkiki’,
Delil ve bürhan getirerek iman etme olduğuna göre,
Mutlaka tefekkür ederek dimağı çalıştırmak gereklidir.
Ki, iman hakikatleri gibi konsantre,
Ruhun gıdası ve kalbin mayası cevapları elde edebilelim.
Tefekkürün olmazsa olmazı fikir hürriyetidir.
Özgürlüğün olmadığı bir yerde orijinallik gerçekleşmez.
Düşüncelerin kısıtlanmadığı bir ortamda,
Örselenmeyen bir akılla özgün cevaplara ulaşılabilir.

Orijinalliğin izlerini sürmek bizi iman-ı tahkikiye sevk eder.
Tahkiki bir imanın meyvesi iman hakikatleridir.
Akıl imanın bekçisi, kalbte mahall-i iman olduğuna göre, [5]
Dimağ / bilinç fabrikasından imbik imbik süzülen bu hakikatlerin,
Kalbte yer edebilmesi / yerleşebilmesi için,
Fikir hürriyeti olan bir ortamda,
Özgürce tefekkür edebilme imkanını bulması gereklidir. [6]
Ki başkalarının doğrularıyla değil kendi ulaştığımız hakikatlerle,
Ahsen-i takvime giden bu yolda sahil-i selamete ulaşabilelim..

© 2021 karakalem.net, Aykut Tanrıkulu

Yazar

  • 1967 yılında Antalya’da doğdu. İlk ve orta öğrenimini Antalya’da tamamladı. 1984 yılında İstanbul Üniversitesi, İstanbul Tıp Fakültesi’ne girdi. Mezun olduktan sonra hekimlik görevine başladı. Halen Antalya’da Dr. Faik Doğrusöyler Verem Savaş Dispanseri’nde verem hekimi olarak, başhekimlik görevinde bulunmaktadır.

    Diğer Yazılar
......