1 views 5 mins 0 yorumlar

Özge bir cân

İçinde Yazarlar
Mart 02, 2025

18.03.2006

BU DÖNEM, çocuk hastalıkları stajı hayatımda bambaşka bir pencere açtı..

Serviste her gün bambaşka bebeklerle, bambaşka hayat ve çırpınışlarla karşılaşıyorum.

Geçtiğimiz haftalarda, süt çocuğu servisinde öyle bir bebek vardı ki, uzun süre beni ve onu tanıyan herkesi tesiri altında bırakmıştı.

İsmi Özge, gerçekten diğer bebeklerden özge bir bebek..

Bütün bebeklerin yanında refakatçi olarak anneleri varken, onun beşiğinin yanında kimseler yoktu..

Kaskatıydı, yay şeklinde, kafası sırtına değecek kadar arkada, çok farklı bir biçimde yatıyordu bebek.

Henüz 4 aylıktı. 10 tane doğum yapan bir bayanın 8. yaşayan çocuğu olarak yetiştirme yurduna verilmişti.

Doğumdan sonra bir enfeksiyona yakalanan bebekte yüksek ateş nedeniyle beyin hasarı oluşmuş ve bu bebek artık ömür boyu hasta olarak hayatını devam ettirecekmiş..

Henüz bir bebek o, çevresinden bile haberi yok.. Ama Allah ömür verdiyse büyüyecek, oturmak isteyecek, yürümek isteyecek, ne oturabilecek, ne de yürüyebilecek..

Gürültümüzü işitince ağlayan bebek, bıngıldağını kontrol etmek için kafasına değdiğimizde susuyordu.. 2-3 kez aynı şey gerçekleşmişti.. İçimden bir şeyler koptu gitti..

Yanında annesi yoktu ve bir dokunmaya ihtiyaç duyuyordu !.. Bir temas.. Bir ilgi, bir sevgi..

Onu gören arkadaşlarım da, onu tedavi eden doktorlar da hep aynı buruk gözlerle bakıyorlardı ona..

Onun için dua etmek isteyip ellerimi açtığımda söyleyecek kelime bulmakta güçlük çekmiştim..

O bir melek henüz.. Rabbim onu merhametiyle kuşatacak elbet diyordum.. Bir yandan da neye ve nasıl dua edeceğimi bilemiyordum..

Ardından o sırada başlamak üzere çantama yerleştirmiş olduğum Muhammed Bozdağ’ın “İstemenin Esrarı” isimli eserini okumaya başladım..

Giriş bölümünde “Evrensel Sırat Köprüsü” başlıklı bir yazı vardı.. Çok etkilemişti beni. Kalbime inşirah vermişti. Muhammed Bozdağ, eserinin bu yazısında kaplumbağa yavrularını şöyle anlatıyordu:

Kaplumbağa yavrularının serüveni bana Özge’yi hatırlatmıştı..

Özge de, diğer başka yavrucuklar da çırpınıp duruyorlardı.. Yaratıcılarının verdiği ilhamla yaşam mücadelesi veriyorlardı.. Yoksa nereden bilebilirlerdi hızlı hızlı solumayı, acıktıklarında ağlamayı..

Minik bebek, sonunda, pek çok kişinin kalbine farklı duygular armağan etti, bir zaman sonra taburcu edildi ve gitti..

Birkaç hafta sonra ise yeni bir hastalıkla yeniden hastaneye yatırıldı.

Bugün haftalar sonra onu yeniden gördüm.

Yanında kendisine gönüllü olarak refakat eden Tıp Fakültesi 3. sınıf öğrencisi bir genç kız vardı..

Özge çok daha iyiydi, eskisi kadar ağlamıyordu..

Doktor ablası onun reçetesine yazılan “çarpı 8 şefkat” i uyguluyordu..

Çok mutlu olmuştuk. Kimsesizler Kimsesi olan Allah, Özge’ye sıcacık bir kucak göndermişti.. Sıcak kucak sahibine ise bol bol sevgi.. Ne mutlu.

Refakatçisi çok sevmişti Özgeyi, sık sık gelecekti bundan böyle..

Bir başka tarafta, bir genç, bir bebeğin kontrolü için gereken ücreti karşılıyordu.. Üniversite birinci sınıf öğrencisi diğer gençler, gönüllü olarak hasta çocukları ders çalıştırıyorlardı.. Başka gençler de aldıkları hediyelerle pastalarla böreklerle gönüllerini alıyorlardı hasta çocukların..

Şu kısacık hayatta, birileri çırpınıyor çırpınıyor ve denize ulaşıyordu.. Denize ulaşmaya çalışanların ellerinden sevgiyle tutuluyordu..

Böyle olunca güzeldi yaşam..

Bir çocuğun gülen gözlerinde öyle bir ışık vardı ki, bu ışıkla bütün karamsarlık tabloları siliniyordu..

En katı kalpler dahi yumuşuyor, yumuşuyordu..

Özge’ler özge birer cândılar, kim bilir, belki de, canımıza cân katmak için aramızdaydılar..

Yazar

  • Rabia Nazik Kaya kitapları, eserleri, Rabia Nazik Kaya kimdir, öz geçmişi, Rabia Nazik Kaya nereli, kitap incelemeleri ile yorumları, Rabia Nazik Kaya sözleri ve alıntıları...

    Diğer Yazılar
......