31.05.2010
BİR SÖZ değer verdiğimiz dillerde ne kadar besleyici, büyüleyici ya da kırıcı, incitici. Aynı söz başka bir dilde kelimelerden ibaret. Bir kelâmın kıymetini belirleyen unsurlardan birisi kimin söylediğidir kısacası. Peki neden öyledir? Bir kişi bir kelâmın değerini nasıl yükseltebilir? Diğer taraftan bir söz bir insanın ilmi seviyesini, derinliğini, kalitesini gösterir iken aynı söz başka birinin seviyesizliğine, sığlığına, bayağılığına alem olabilir. Sözü insana hâkim eyleyen, ya da insanı söze hâkim eyleyen nedir?
Bediüzzaman’ın Şuâât’ının 5. Şuâ’sının ikinci nüktesinde ifade edildiği üzere:
Sözden insana, insandan söze akışlarda aslolan sözün kardeşleriyle olan açık ilişkisidir. Nasıl ki varoluş kaneviçesini ören parçacıkların, zerrelerin kaderi kalıplara oturması ile mahlukâtın hikmetli yaratılışları ve kıymetleri açığa çıkıyor, benzer bir şekilde sözler, kelimeler de bir şahsın ilminin kalıplarına girdiği ölçüde hikmetli hale geliyor, kıymetleniyor. O ilmi kalıplar ile kullanılan sözün öncesi ve sonrası irtibatlanıyor ve söz bütün içinde yerini buluyor. Aksi halde söz muallakta kalıp, ilmi bir kalıbın içinde yerini bulamadığı için kelimeden ibaret bir hal alıyor ve de abesiyete dönüşüveriyor. Sözü kullanan kişinin ilgili fendeki yüzeyselliğine ve taklitçiliğine delil oluyor.
İkinci nükteden bir şahsın sözünün kendisini nasıl eleverdiğini ve tabi ki Allah Resulünün (a.s.m) sözlerinin zirvede oluşunun bir yönünü anlıyorum.