21.01.2007
AĞLIYORUM..
TELEFON GELİYOR.
ACI haber..
Bir akrabamız evladını kaybetmiş,
Küçük kızını..
Son birkaç yıl içinde,
Yaşadığı üçüncü evlat acısı bu onun..
Önce oğlu,
Şimdi de ikizlerin diğeri..
Mezarlıktayım..
Defnediyoruz küçük kızı,
Abisinin ve ikiz kardeşinin yanına..
Üç kardeş yan yanalar,
Âdeta kucak kucağalar..
Hüzünleniyorum..
Çevre kabirlere yöneliyor sisli gözlerim.
Doğum ve ölüm tarihleri aynı olan,
Bir mezar ilişiyor nazarıma.
Sabah doğmuş akşamı görememiş,
Minik bir bebek mezarı gördüğüm.
İçim burkuluyor.
Kendime dönüyorum yaşlı gözlerle..
Aksi mümkün değil,
Geliyorsun ve gidiyorsun kardeşim,
Şakası yok bu işin..
Taziyedeyim..
Başsağlığı dileyenler,
‘Nasıl oldu?’ diyenler,
Gözyaşı dökenler, dökmeyenler..
Vakur ama ağır bir hava var.
Peygamber (s.a.v)’den söz açmak istiyorum,
Ateş düştüğü yeri yakıyor,
Yapamıyorum.
Sabrı cemil dileyip ayrılıyorum..
Evdeyim..
Söyleyemediklerimi düşünüyorum.
Peygamberin sözlerini.. (1)
Çocuk taziyenâmesini.. (2)
Gözlerimden taşıyor duygularım.
Kalem kalem dökülüyor..
Galiba en iyisi tüm bunları yazmak diyorum.
‘İki kızını tertemiz baş göz edenlere,
Cennet vâcip olmuştur.’ diyor peygamber (s.a.v). (3)
Allah’tan geldik ve yine O’na (c.c) döneceğiz, (4)
Dünya ebedi olmadığına göre,
İnsan da içinde ebedi kalmadığına göre,
Yavrularını daha çocuk yaşta,
Allah’a emanet bırakan ebeveynlere,
Vaat edilenler,
Bundan aşağı değildir şüphesiz..
Birde şunu söylemem gerekiyor ki,
Abimizin hâlâ üç çocuğu var.
Hem de cennette..
© 2021 karakalem.net, Aykut Tanrıkulu