3 views 59 secs 0 yorumlar

Hangisi ‘Hasene’?

İçinde Yazarlar
Şubat 24, 2025

27.12.2003

AYNI DİLDE konuşuyor olmanın, birbirini anlamanın yeter şartı olduğu zannedilir. Yüzyüze gelmiş iki insan aynı dili gayet iyi biliyorsa, anlaşmaları için bir engel yok diye düşünülür.

Oysa, aynı dili konuşmak yetmez. Aynı dildeki aynı kelimeye aynı anlamı yüklüyor olmak da gerekir. Diğer bir ifadeyle, kelime birliğini kavram birliğinin izliyor olması gerekir. Bu kavram birliği ise, kavrayış ve anlayış birliğini zorunlu kılar.

Her namazın son rekatında dua olarak tekrar ettiğimiz bir Kur’ân âyetine dair ‘resmî’ bir yorumla yüzyüze geldiğimde aklıma ilk gelen husus, bunlardı. Bu resmî yorum, tam da içinde bulunulan rejimin fikriyatıyla uyum içinde, ne yazık ki âyeti ‘protestan bir din’ anlayışına basamak kılma uğraşındaydı.

Sözünü ettiğimiz âyet, Bakara sûresinin 201. âyeti. Kısa bir meali “Rabbimiz! Bize dünyada da hasene, âhirette de hasene ver; bizi ateşin azabından koru” olan ve her namazın son rekatında, tahiyye ve salâvattan sonra dua olarak okunan bu âyetin ‘resmî’ yorumu ise şöyle: “Bu âyet sadece âhiret için değil, dünya için de çalışmanın lüzumuna işaret etmekte; dünyada zengin olmanın, servet edinmenin kötü birşey olmadığını göstermektedir. Bilakis, bunlar, Rabbimizin istediği şeylerdir.”

/kitap.asp?book=8

Yazar

  • 1964 yılında İzmir’in Tire ilçesinde doğdu. Yazı hayatı, ilkokuldan önce başladı. Ablasına bakarak yazmayı öğrendikten sonra yazdığı ilk yazısı, başlığıyla birlikte sadece iki cümleden ibaretti: “Allah kimleri sever? Allah doğru yolda gidenleri sever, eğri yolda gidenleri sevmez.” (Aradan geçen bunca zaman içinde yazdıklarıyla, hâlâ daha bu iki cümlenin açılımını yapmaya çalıştığını düşünüyor.)

    Diğer Yazılar
......