19.03.2006 ASR-I SAADETTE YAŞANAN hiçbir olay yoktur ki, sonraki tüm zamanlara ışık tutan bir veçhesi olmasın. Saadet Asrı, bir bakıma, bütün bir insanlık tarihinin ‘misal-i musağğarı’ hükmündedir. O asırda yaşanan her hadise birer misal, o hadiselerde Resûlullah ve sahabilerin tavrı ise birer nümune-i imtisal niteliğindedir. Asr-ı Saadeti bu nazarla okuyunca, kendi yaşadığı bugüne dair nice […]
21.11.2007 YAZDIKLARIMI TAKİP edenler, yazılarımda zaman içinde bir vurgu farklılığının mevcudiyetini herhalde farketmişlerdir. 90’lı yılların ilk yıllarındaki ‘yalancı bahar’ ortamında yazdıklarım, o gün çok ehl-i dinde, hatta Risale-i Nur dairesindeki bazı kişilerde görülen aşırı iyimserlik haline karşı uyarılar taşıyordu. Gerek Camide Dans Var adlı kitabımda yazdıklarım, gerek başkaca vesilelerle yazılmış olan “Herşey bitti mi?”, “İman […]
21.11.2007 BİLGİSAYARIMI AÇIP internete bağlandığımda, posta kutumda ‘çok acil’ notu taşıyan bir mektupla karşılaşmıştım. Mektubu bir arkadaş grubundan bir başka gruba, oradan bir başkasına iletile iletile gelen mektuplar cinsindendi. Mektubu ilk yazan kişi de, ondan aldıkları bu mektubu adım adım başkalarına iletenler de hayırlı bir işin izini sürüyorlardı. Ondört yaşında bir kız çocuğu Cerrahpaşa Tıp […]
21.11.2007 KOLAYCA ANLAŞILIR türdeki güzel cümlelerin beni ürküten bir tarafı vardır. Cümlenin basit, sade ve anlaşılır olması, nedense, bizi o cümle üzerinde hassasiyetle durmaktan alıkoyar. Her açıdan kavramak için cümlenin üzerinde durmak yerine, “Anladım” der geçeriz. Yakınlarda, ‘kolayca anladığımı’ düşünegeldiğim, öyle ki seneler senesi ezberime yerleşmiş böyle bir cümleyi yeniden keşfettim. Cümle basit ve kolay: […]
21.11.2007 BÜYÜK FİKİR manzumeleri, her bir cüz’ün bütünün içinde tutarlı ve anlamlı bir yerinin olduğu, boşluğa ve gediğe yer bırakmayan bir yapı arzederler. Bu yapıda, herşeyin esası olan temel bir hüküm vardır, ve bu temelden hareketle, herhangi bir cüz’ün boş veya boşlukta kalmadığı bir yapı sözkonusudur. Bina örneğinden devam edersek, bir fikir manzumesinin büyüklüğü, hiçbir […]
21.11.2007 İMAM-I AZAM’IN bir gün kendisine tevcih edilen kırk sorudan otuzsekizine “Bilmiyorum” cevabını verdiği; İmam Malik’in ise, yine bir gün kendisine gelen sekiz soruya da “Bilmiyorum” diye mukabele ettiği rivayet edilir. Demek ki, iş, ‘herşeyi bildiğini zannetmek’te değil, ‘bilgisinin sınırlarının farkında olmak’ta… Risale-i Nur gibi bir marifet denizine kabımız ve kapasitemiz ölçüsünde muhatap olmaya çalışan […]
21.11.2007 RİSALE OKUMALARI’NIN her üç kitabını okuyanlar, açık yürekli ve açık sözlü biri olduğumu sanırım farketmişlerdir. Lillahilhamd, hiçbir zaman pembe gözlüklerim olmadı. Ancak, hiçbir zaman, kara gözlükler de takmadım. Bununla birlikte, beyazı beyaz, siyahı siyah görebilme imkânı veren gözler ve saydam gözlüklerle çevreme bakabildim. Ne var ki, özelde Risale- Nur dairesinde görmeyi istemediğim halde gördüğüm […]
16.09.2000 HZ. PEYGAMBERİN hayatına, bilvesile sahabilerin de hayatlarına dair eserleri okurken, tarih sırasına dizilmiş bir dizi olayla yüzyüze gelir insan. Resûl-i Ekrem’in (a.s.m.) hayatında ve İslâm’ın zuhurunda vukua gelen olayların dışavuran kısmını dile getiren bu eserler, bu ‘dışa dönük’ vurguları yüzünden, meselâ onüç yıllık Mekke dönemine daha az zaman ayırırken, on yıla ancak ulaşan Medine […]